Çocukların Oyuncak Tercihleri

Haziran 16, 2019 0 Yazar: admin

Toplumsal bir etkinlik olarak oyuncaklar bir toplumun günlük yaşamını ve dünyayı değerlendirme biçimini gösterir, içinde bulundukları toplumun tarihini yansıtır. Kültür ve oyuncaklar arasındaki ilişki, toplumun yapısını yansıtması yönünden önemlidir. Örneğin çıngırak, bebek, araba gibi bazı oyuncakların hemen hemen her kültürde kullanılıyor olması evrensel değerler ve her toplumdaki çocukların benzer gelişimsel özelliklere sahip olmasından kaynaklanır. Bunun yanında televizyonun ve özellikle son yıllarda internetin kullanımındaki hızlı artış, oyuncakların daha geniş kitlelere ulaşmasını ve küresel bir pazar oluşturmasını kolaylaştırmıştır. Bu anlamda çocukların sahip oldukları oyuncakların çeşidini ve sayısını belirlemek çocukların içinde yer aldıkları sosyokültürel bağlamı da belirlemek açısından oldukça önemlidir (Onur ve Demir, 2004, s. 67).

Hızla gelişen dünyada oyuncaklar toplumsal dünyanın birer temsilcisidir. Çocukların cinsiyeti, onların performansını ve çeşitli aktivitelere karşı tercihlerini etkiler. Okul öncesi dönem çocukları yeni bir oyuncağa yaklaştıklarında erkekler, kızlardan daha çabuk harekete geçerler. Bu fark kızların yeniliğe daha fazla korkuyla yaklaşması, erkeklerin ise algısal-motor keşfi ile daha fazla kaygı duyduğuna inanılması gibi genel bilişsel ve motivasyonel cinsiyet farklılıklarından kaynaklanır. Örneğin erkeklerin görünüşte ışıklı ve vızıldayan cisimlerle donatılmış mekanik oyuncaklar daha fazla ilgisini çeker (Aksoy ve Çiftçi, 2014, s. 129). Genellikle erken fiziksel olarak kızlara göre daha aktiftir ve bunu oyunlarına yansıtırlar. Cinsiyet farklılıkları literatürde hem kültür hem de biyoloji açısından açıklanmıştır. Cinsiyet farklılığı, cinsel sosyalizasyon, yetişkinlerle etkileşim ve diğer çocuklarla etkileşim sayesinde kültürel bir görünüm kazanır. Son zamanlarda yapılan biyolojik araştırmalar bu konuda detaylı bilgi sağlar. Örneğin renklere ve hareketlere karşı duyarlılıktaki cinsiyet farklılıklarının, oyun ve oyuncak seçiminde de hormonların etkisiyle ortaya çıktığı görüşünü destekler. Bununla birlikte erkekler ve kızlar farklı oyunlar oynamasına rağmen oyunlar temel açıdan birbirlerine benzerler. Aynı zamanda çocuklar sessizce veya aktif bir şekilde yalnız oynadıkları kadar; farklı yaşlardaki ve farklı cinsiyetteki oyun arkadaşlarına ihtiyaç duyarlar (Goldstein, 2003, s .6).

Alexander ve Hines’in (2002, s. 470) oyuncak tercihlerinde kız-erkek farklılıkları üzerine yaptıkları araştırmanın bulguları; hareket, renk veya form işlemede doğuştan gelen bir cinsiyet farkının bulunabileceği yönünde konu ile ilgili bilgi birikimine önemli katkılar sağlar. Böylece, çağdaş cinsiyet sosyalizasyonu ile bir araya geldiğinde oyuncaklar, çocukların “maskülen” veya “feminen” rolleri için “biyolojik hazırlık” nesneleri olabilir. Goldberg ve Lewis (1963), yaptıkları bir araştırmada, oyuncaklar ve çocukların oyuncaklarla oynama şekillerinde ve harcanan zaman miktarında “cinsiyete” göre önemli farklılıklar bulmuşlardır. Araştırma sonuçlarında kızların makara, delikli pano, oyuncak köpek ve kedi gibi oyuncaklarla erkeklerden daha fazla oynadıklarını, erkeklerin ise kaba kaslarının kullanımını gerektirecek oyunlarda kızlardan daha aktif olacakları oyuncaklarla oynadıklarını belirlemişlerdir. Ayrıca kızların daha fazla ince kas koordinasyonu içeren oyuncakları seçtiklerini de gözlemişlerdir (Fallon ve Harris, 1998, s. 128). Kamaraj öğretmenlerle yaptığı çalışmada, okul öncesi dönemdeki kız çocuklarının en fazla evcilik köşesindeki oyuncaklarla, erkek çocukların ise blok köşesindeki oyuncaklarla oynamayı tercih ettiklerini belirlemiştir (Özdemir ve Ramazan, 2012, s.39). Aynı zamanda Doliopoulou ve Rizou’ya (2012, s.139) göre televizyon ve video oyunları da çocukların yaşamlarını ele geçirmiştir. Ayrıca görsel medya son yıllarda etkisini arttırmış ve çocukların serbest oyunlar kurmalarını azaltmıştır.