Dadaizm ve Oyun

Haziran 13, 2019 0 Yazar: admin

“Dada insanın mantıklı anlamsızlıklarını, mantıksız saçmalıklarla değiştirmeyi istemektedir.” (Yılmaz, 2012:61). I. Dünya savaşı sonrası ortaya çıkmış bir akımdır. 20. yy’daki ulaşım, iletişim alanlarındaki yeniliklerin sonsuzluk ve sınırsızlık kavramlarına getirdiği farklı bakış açısı algılarımızın değişmesine sebep olmuştur. Yüce ve güzel kavramlarına yeni bir bakış açısı getirme ihtiyacı da dönemin getirilerinden kaynaklanan bir ihtiyaçtan başka birşey değildir. 18.yy Kant felsefesi, yücelik kavramını yerle bir etme, kırma amacında olan Dada ile birlikte bambaşka bir bakış açısı ile karşı karşıya kalmıştır. Dada’nın sözcük oyunları, tantanalı gösterileri, buluntu nesneleri, sıradan insan eylemliliği, raslantısallık gibi unsurları baştacı etmesi, yüceliği yıkma eğilimi modern sanat dönemi sanatçılarından biçim bozma ve karikatürsel yaklaşımı ise Picasso’dan mirastır.

Dadaizmle başlayan kavramların, nesnelerin, sanatçı varlığının sorgulanması, plastik sanatlarda kullanılan nesne algısı ve kullanımı da değişmeye uğramıştır. Dadaizmle birlikte kullanılan hazır nesne (ready-made) anlam kazanmış “Duchamp’ın tarafsız nesne yaklaşımı altüst edilirken, biçim çeşitliliği ve anlatım dili değişmeye uğramıştır.” (Uçar, 2014:5). Sanatçılar nesne manipülasyonları, nesnenin yeniden üretimleri, gündelik nesneye öznel yorum v.b. birçok yöntem izlemişlerdir.

Çağdaş sanatçılar, çağlarında gerçekleşen olayları sorgulayan, hem fikir olmadıkları alanlarda tepkilerini dile getiren, sanatlarında bir başkaldırı unsuru barındıranlardır. Bunun en güzel örneği Dadaizmdir. İlk kamusal sanat eylemi olarak kabul edilebilecek 1916’da Zürih ve Berlin’de Cabare Voltaire’deki etkinlikler ile adını duyuran dada hareketi, savaş yıllarında yaşayan şiddete başkaldıran eylem ve bildirgeleri ile öne çıkarlar. Bu bunalım ve isyan psikolojisi ile dadacılar, Satre’ın varoluşçuluk felsefesinden etkilenerek; yersiz, yurtsuz, köksüz kalmış, gelecek umudunu yitirmiş, yıkıcı ve vurdumduymaz bir tavır sergilerler. Radikal bir hareket olarak herşeye karşıdır dada. Kurum olarak sanata ve sanatın özerkliğine, biçimselliğine, burjuvaya, sanatın tecimsel ilişkilerine, kısaca kendi kendisine karşıdır. “Sanat öldü; yaşasın sanat!” bidirgelerinin özeti gibidir (Yılmaz, 2012:83). Duchamp güncel sanatın başlamasında en önemli mihenk taşlarından biridir. Cauguelin onu hem “kırıcı” hem “dönüştürücü diye adlandırır. “Duchamp resmin estetik uygulamasından ayrılır, kendini “sanat kırıcısı” olarak tanımlar. Ve böylece macera başlar” (Cauquelin, 2005:75) “Onun için sanat bir içerik sorunu değil, içeren sorunudur.” (Cauquelin, 2005:75)

Duchamp’ın ‘kutu’ kavramı sanata bakış açısını açık etmektedir. Kutu başlı başına sanatta ‘içeren’e (içerikten önce gelene) gönderme yapmaktadır (Cauquelin, 2005:77). Sanatçıyı yok ederek onu bir çocuğun parmağının ucuyla işaret ettiği bir obje gibi gösteren ve sergileyen konumuna oturtur, bir nevi dönüştürür. Bu nesneleri işaretleyen de odur. Nesneleri gizliden gizliye işaretler.

“Eserin yaratıcısı sanatçı ressam olarak kaybolur, o, sadece gösterci, sergileyicidir. Bu işaretleme ve açıklama ona yeter. Var oluşunun tek belirtisi, nesneye eşlik eden imzadır ve bu sürekli olarak kendi kendini gizleyen bir belirtidir.” (Cauquelin, 2005:77).

“Sanatçı bütünsel bir sistemden ayrılan bambaşka bir unsur değil, eserin yaratıcısı ya da alıcısı değil, sadece kendi kendini kapsayan bir iletişim kanalıdır.” (Cauquelin, 2005:81).

Dada, bir çocuk oyuncağı olan ‘tahta at’ anlamına gelir. Dil oyunları ile çağrışımlar yapan kelimelerin anlam bütünlüğü aranmadan oluşturulan, anlık hissedilen ya da çağrışım yapan kelimelerle kurulan şiirlerle doludur. Dada bu yönleriyle tam bir oyunsallık taşır.