Gadamer’in Oyun’a Bakış Açısı

Haziran 11, 2019 0 Yazar: admin

Gadamer’in oyun anlayışına yapısalcı oyun denilebilir. Ona göre iki çeşit oyun vardır. Birincisi yönelimselliği olan, bir şeyi oynamak üzere kurulu olan bir tür, diğeri ise çocuklarda ve hayvanlarda hep var olmuş olan oyundur. Çocuk için oyun oynamak doğal bir süreç iken, oyun oynayan kişi önce oyunu keşfetmek durumundadır, ardından öğrenir ve oynar. İstediği gibi oyuna girer ve çıkar.

Oyun oynayan kişiyi, gerçek dünyadan izole etmez. Aksine oyun, oyunda yer alan herkesi birbirine bağlar. Özgür bir hareket olarak varoluşta kimlik kazanır. Oyuncuları oyuna dahil eden, oyuncunun yükünü alan ve varoluşun anlamına varmasını sağlayan oyunun kendisidir. Bu yönüyle uzak doğu öğretileri ve Zen Budizmine yakın durur.

Gadamer teknik ve sanat üzerinde durur. Teknik de beklenen sonuçlar yinelenirken, bir plan programa sadık kalınır. Sanatta –mış gibi yapma, sembollerden yararlanma, sanat izleyicisini eserde temize çekme, eserde kendi ile yüzleşmesini sağlama gibi niteliklere sahiptir. “Sanat eseri çıktığı kaynağı aşar.” (Dursun, 2014:117). Ayrıca Gadamere göre; sanat birşeyi kasteder, ancak kastettiği şey değildir.

Oyunun öznesi kendisidir. Kendine has kapalı bir dünyada bir alan sınırları içerisinde oynanır. Sanat eseri ve izleyici arasındaki ilişki de böyledir. Bu tanımlama “oyun alanı” kavramını beraberinde getirir. “Her eser, onu belli bir oyun alanında yanıtlayan kişiye, içini kendinin dolduracağı bir alan bırakır.”(Gadamer, 1986:26). Oyun kendiliğinden düzenli bir hareketten oluşur. Bu hareketin düzenlenmesi oyunun amacıdır. Oyuna giren herkes bu düzene dâhil olur ve böylece özgürleşir.

İnsana ait oyun; Belirli şekilde gidip gelen bir hareket olarak, belirli konuşma tarzları, ışık oyunu, dalga oyunu gibi tanımlanır. “Bu oyunda sürekli bir oraya bir buraya gidiş geliş yani belirli bir amacı olmayan bir hareket söz konusudur.” (Gadamer, 2005:32). Böyle bir hareketin oyun alanına ait olduğu aşikârdır. Aristo’ya göre; her canlı kendi içerisinde bir hareket içgüdüsüne sahiptir. Buna öz hareket denir. Bütün canlıların temel karakterinde öz hareket vardır. Oyun amaç, neden gibi sonuçların dışında, öz hareket yerine kendi kendini tasvir eden canlı varlığı kasteden, hareketin hareketi olarak ortaya çıkar. Hareketin özgürlüğü, öz hareketin biçimine sahip olmak olgusuyla birebir ilintilidir.

Gadamer’e göre; sanat eseri ve oyunun varoluş nedeni sunumdur. Gadamer, sunumla; semboller kullanarak kendi olmayan bir şeyi temsil etmeyi kasteder. Bunu da Platon’un mimesis (taklit) kavramı ile ilişkilendirir. Mimesis, orjinalden bir kopye elde etmek olmadığını belirterek bu kavramı gösterme olgusuyla açıklar.

Gösterme eylemine takılıp kalan biri, gösterilen şeyi kaçırır. Tıpkı işaret eden parmağa bakıp, aslı kaçırmak gibidir. Gösterilene baktığında daha önce hiç farketmediğin bir şeyi görebileceğin gibi, başka birinin aracılığıyla su yüzeyine çıkmamış gerçeği keşfedebilirsin. Bu nedenle Gadamer’e göre taklit gerçekten daha fazla gerçeklik taşır. Bu gösterme edimi sanat eserini evrenselleştirir.

Kendisi olmayan ama sembol aracılığıyla sunulanın, gösterme ve kastetme özelliklerinin evrensel anlamda kullanımı, izleyicinin oyuna katılımını sağlar. Bu oyunun kendi doğal hareketidir. Samimiyet ve kendiliğindenlik oyunun asıl kastetiğidir.

Oyun bu doğal hareketin bir sunumudur. Oyunun kendiliğinden hareketi oyunun amacıdır.

Oyunda iki türlü yönelim (kasıt) vardır. Oyunun kendi kastı, oyuna girenin kastettiği. İzleyicinin oyuncunun gösterdiğine yönelmesiyle ve bu oyunun tedbirli doğaçlamalar dışında tekrarlanabilir olmasıyla bir yapı oluşur. Oyun ise oyun alanında oynanan amacı kendi hareketi olan bir yapıdır. Başka bir değişle amacı kendi içinde olan bir yapıdır. Oyunun bu kendiliğindenliği yapıyı doğursa da, her tekrar kendi içinde yenilenebilir, farklılıklar barındırır. Gadamer tekrarlanan oyunun monoton olmadığını, her tekrarlanan oyunun farklı yenilikler içerebileceğini festival örneği ile açıklar. Her sene kutlanan festivaller birbirlerinden farklıdır ve yenilikler içerir.

Gadamer için bulunuş; orada olmak, katılmak, dâhil olmak önemlidir. Oyunun kendi hareketi oyunun amacıdır demiştik, bu harekete katılıp kendi dışına çıkan herkes bu amaca ulaşmış olur. İzleyenin kendini unutma ve evrenselleşmesi özgürleşmesi oyundur. En basit anlamıyla tenis oynayan sporcular ve izleyiciler buna örnek gösterilebilir. İzleyenlerin ve oyuncuların ritmik hareketleri, kendilerini kaptırmaları ve harekete odaklanmaları örnek olarak gösterilebilir.