Oyunun Çocuk İçin Önemi ve Gelişimine Etkisi

Oyun çocuğun gelişimsel görevleri ne kadar yerine getirebildiğinin anlaşılabilmesini sağlar ve gelişimsel kapasitesini yansıtır (Drake, 2005, s.230). Çocukların bireysel farklılıkları ve yaşam koşulları beceri gelişimlerinde farklılıklar oluşmasına neden olur. Örneğin toplumda artan çekirdek aile yaşantısı sonucunda anne-baba ve çocuklar hızla bireyselleşir. Bireyselleşme, sosyal-duygusal gelişim açısından çocuğun gereksinimlerinin karşılanmasında bir engel oluşturur. Bebeklik döneminde, bireyin kendi kendine ve ebeveyni ile oyun oynaması yeterli olabilir (Aksoy ve Çiftçi, 2014, s.33). Özellikle çocukluk döneminde, çocuğun kendisinin ve arkadaşlarının seçimini yaptıkları oyunları birlikte oynamaları sosyal-duygusal becerilerinin gelişmesine yardımcı olur buna ek olarak akranlar olmadığı zaman ebeveynlerin oyuna katılması, çocuklarının sosyal gelişim alanını desteklediği gibi onların oyun becerilerini de olumlu yönde etkiler (Lindsey ve Mize, 2001, s .53). Bununla birlikte oyun çocuğun kişilik yapısının gelişiminde, hayallerinin ve beklentilerinin gerçekleşmesinde, diğer kişilerle ilişkilerinin şekillenmesinde, iletişim ve etkileşim sürecinde etkilidir. Oyun oynarken çocuklar kendileri üzerinde üstünlük kazanırlar ve başkalarıyla olan ilişkilerinde kendi güçlerini fark ederler. Roller ve sorumluluklar gibi sosyal değerleri kavrarlar. Muhakeme yapmak gibi kavramları özümserler. Her çocuğun kendine has bir oyun oynama biçimi vardır ve bu konudaki becerileri hayatı boyunca başkalarına nasıl davranacağını yansıtır (Auerbach, 2008, s. 22). Bu nedenle erken çocukluk yılları boyunca oyunun, çocukların farklı gelişim alanındaki bir çok yeteneğini geliştirici etkisi bilinir. Başka bir deyişle oyun, erken dönem sosyal, bilişsel, sembolik ve dil gelişiminin ayrılmaz bir parçasıdır (Aydın, 2010. s.14). Karar verme, bellek, strateji, gözlem, mekansal akıl yürütme, problem çözme ve yaratıcı düşünce bu önemli bilişsel becerilerden bazılarıdır. Örneğin birçok masa oyunu harf, sayı ve renkleri tanımayı, hecelemeyi, saymayı ve okumayı geliştirir (Gander ve Gardiner, 2010, s. 278). Doğumdan itibaren başlayan bilişsel gelişim sürecinde farklı gelişim alanlarındaki kazanımlar, çocuğun kapasitesinin en üst seviyeye çıkartılmasına olanak verir. Çocuk bu kazanımlar sayesinde yaşam deneyimleriyle yeteneklerini geliştirir (Sevinç, 2009, s. 16). Çocuğun yeni bir kavramı öğrenmesi birçok deneyim gerektirir. Oyun ortamında sergilediği tekrar davranışlarıyla çocuk, ancak kendi zihinsel yapılarının elverdiği kadarı ile özümleyebildiği bilgilerden yola çıkarak kendi gerçeklik yapılarını oluşturur (Hohmann ve Weikart, 2000, s.17-18). Oyun, çocukların gelişiminde ana unsur olmakla birlikte kritik bir öneme sahiptir. Bu yüzden çocuklar için oyun neredeyse yemek ve uyku kadar önemlidir. Oyunla birlikte gelen yoğun duyusal ve fiziksel uyarılma, beyinde elektirksel devrelerin oluşumuna yardımcı olur ve nöron kaybını engeller (Schaefer ve Drewes, 2013, s. 15). Oyunun Psiko-Motor Gelişime Katkıları: Poyraz’a (2003, s. 42) göre insanın ruhsal yaşamıyla bütünleşen hareketlerine psiko-motor davranışlar denilir. Çocuk doğduğunda tepkiye hazır olma, hız, durgun hareket, eşgüdüm, dinamik dikkat ve esneklik gibi psikomotor yeteneklere sahiptir. Oyun ortamında bu yetenekler sağlıklı bir şekilde gelişir. Oyun sayesinde psiko-motor becerileri, gücü, tepkisi, dikkati artar, büyük, küçük kaslarını denetim altına alır, organları eşgüdüm ve denge, hareketlerde esneklik ve çeviklik sağlar.

Bununla birlikte açık havada oynanan oyunlar, jimnastik ile ilgili oyunlar ve oyunlarda top, ip çember, bisiklet gibi araç ve gereçlerin kullanılması büyük kasların motor gelişimini olumlu yönde destekler. Oyun, çocuğun gücünü arttırır, tepki yeteneğini geliştirir, büyük ve küçük kaslarını gerekli hızda kullanmayı öğretir, durgun ve dinamik dikkati geliştirir, organlar arasında eşgüdüm ve denge sağlar, çeviklik ve bedensel esneklik kazandırır (Çoban ve Nacar, 2006, s.37). Oyunun Bilişsel Gelişime Katkıları: Oyun problem çözme becerilerini geliştirme de etkili bir unsurdur ve problem çözme için ortam sağlayıcı niteliğindedir (Driscoll ve Nagel 2008, s.221). Walsh ve arkadaşları. (2006, s.207) çocuklara oyun imkanlarının verilmesinin avantajlar sağlayacağını vurgulamıştır. Oyun hareketi zihinsel gelişimi arttırır. Sürekli oynayan çocukların zihinsel olarak yetenekli olur. Bilinen ve klasik sayılan birçok araştırma, oyun ile sıkça meşgul olan çocukların IQ testlerinde yüksek puanlar aldıklarını ve Piaget’nin çalışmalarında ise daha fazla yetenek sergilediklerini göstermiştir ( Smith, 2014, s.257). Oyunun bilişsel gelişime en büyük katkısı öğrenmedir. Çocuk oyunda her çeşit nesneyi ve kavramı tanıyarak, kullanma özelliklerini ve görevlerini öğrenir. Bu öğrenme, zihinde bir bilgi birikimidir ve aynı zamanda çalışma açısından bir gelişmedir. Oyun anında çocuk sürekli olarak düşünme, algılama, kavrama ve simgeleme gibi zihinsel yönden, soyut yetenekler açısından bir faaliyet gösterir. Çocuklar oyun oynarken birçok bilişsel yeteneği de geliştirir. Karar verme, bellek, strateji, gözlem, mekansal akıl yürütme, problem çözme ve yaratıcı düşünce bu önemli bilişsel becerilerdendir (Erduran ve Yılmaz, 2015, s. 11). Oyun sadece çocuğun bilişsel becerilerini yansıtmaz, aynı zamanda bu becerilerin gelişimine katkıda bulunur (Berk, 2013, s. 319). Bundan dolayı oyun çocuklara yeterliklerini ve kazanılan becerileri rahat, zevkli bir şekilde uygulama izni verir. Piaget ve Vygotsky bilişsel yapıların uygulanması gerektiğini ve oyunun bu uygulama için mükemmel ortamı sağladığını belirtir. Bununla birlikte çocuklar oyun oynarken temsili ya da sembolik rolleri üstlenir. Örneğin yaratıcı bir şekilde nesneleri amaç dışı ya da gerçek anlamlarının dışında kullanabilir. Bu yüzden çocuğun yaratıcılık potansiyeli mevcutsa yaratıcılığı oyunla geliştirme olasılığı da yüksektir. Aynı zamanda çocuk oyun ile problemleri çözebilir, yeni anlayışlar geliştirebilir. Oyunun türü, oynama şekli, süresi, konusu vb. özellikleri çocukların yaratıcılıklarını olumlu etkiler (Bayındır, 2013, s. 46, 67). Oyunun Dil Gelişimine Katkıları: Oyun, dil ve iletişim becerilerinin gelişmesi için önemli bir unsur olarak tanımlanmıştır (Santrock, 2014, s. 267). Oyun ortamında dil gelişimi, çocukların deneyimleri hakkında fikirlerini ilettikleri hareketlerden doğar. Dil ve iletişim becerileri, çocukların oyun içindeki rollerini ve oyunun kurallarını tartışması yoluyla da zenginleşir (Santrock, 2014, s. 267). Çocukta, oyun oynarken karşısındakini dinleme, onun söylediğini anlama, kendi düşünce, istek ve duygularını ifade etme vb. beceriler gelişir. Bu tür davranışlar dilin gelişmesini ve kelime dağarcığının zenginleşmesini sağlar. Çocuklar oyunda dili, sözlü olarak ifade edilenleri anlama, kullanma, soru sorma, cevap verme, komut verme, sıralama, tahminde bulunma, bilgileri birbirine aktarma, nesnelerin, araç ve gereçlerin adlarını işlevlerini ve kullanımlarını öğrenme gibi amaçlar için kullanır. Aynı zamanda oyun ortamında çocuklar kendilerini sözlü olarak ifade eder, karşılıklı konuşmalar gerçekleştirir. Çocuk arkadaş grubu ile oynarken hem yeni kelimeler öğrenir hem de öğrendiği kelimeleri uygulama fırsatı bulup, bu kelimeleri pekiştirir (Erduran ve Yılmaz, 2015, s. 17). Oyunun Sosyal Gelişime Katkıları: Swindells ve Stangnitti (2006, s. 317) ‘e göre çocuk oyunlarının hemen hemen hepsi sosyal bir yapı içerir. Dolayısıyla her oyunun çocuğun sosyal yönden gelişimine ve sosyal uyum ve becerilerinin kazandırılmasına az ya da çok etkisi bulunur. Oyun, araştırmacılar tarafından sosyal becerileri geliştirebilmenin en iyi yolu olarak tanımlanır. Oyun çocukların işbirlikçi yaklaşımı ve liderlik özelliğini geliştirmelerine destek olur. Yapılandırmacı yaklaşıma göre ise oyun; çocuğun çevresi ve akranları ile olan ilişkisindeki becerilerini geliştirmesine ve genişletmesine olanak tanır (Bruce, 1999, s.85). Sosyal davranışın bir biçimi olan oyun, sosyal becerilerin öğrenildiği yerdir. Oyun, çocukların duygusal çatışmaları çözmelerine, dünya hakkında çeşitli hipotezler geliştirip onları test etmelerine, toplumdaki çeşitli sosyal rolleri ve statüleri keşfetmelerine ve akranları ile iyi ilişkiler kurmaya yarayacak sosyal becerileri geliştirmelerine yardımcı olur. Çocuklar oyun oynarken sosyal ortamlarla karşılaşır ve bu ortamlarda işbirliği yapmayı, yardımlaşmayı, paylaşmayı ve sosyal sorunları uygun yolla çözmeyi öğrenir. Bu sosyal beceriler çocuklara sosyal çalışmalara tepkide bulunmada, olaylara başkalarının bakış açısından bakmada, vicdanı oluşturmada ve değerlendirmeler yapmada, arkadaşlık kurmada, hoşgörülü olmada, kendine güvenmede yardım eder (Catron ve Allen 2003, s.213). Çocukların oyun sırasındaki sergiledikleri davranışlar, kavrama ve sosyal yetenekleri hakkında fikir verir. Çocuğun öğrenme ve sosyal gelişimi ile oyunları arasında ciddi bir ilişki bulunur. Sosyal beceri düzeyi yüksek olan çocuklar oyunlarda ve sosyal faaliyetlerde daha yüksek performans sergilerler (Farmer-Dougan ve Kaszuba, 1999, s.431).

Oyunun Duygusal Gelişime Katkıları: Çocuklar için oyun çevrelerini tanımaları, dünyayı anlamlandırmaları ve sevgi, kıskançlık, mutluluk gibi duygularını ifade edebilmeleri için kullandıkları en etkili yoldur (Kaugars, ve Russ, 2009, s.739). Örneğin çocuk oyun yoluyla duygularını öğrenmek, duygusal tepkilerini kolaylıkla ifade etmek, başkalarıyla iletişim kurmak, işbirliği yapmak, insanlara saygı göstermek ve sorumluluk duygusu taşımak gibi toplumsal özellikleri de kolaylıkla öğrenebilir. Bredekamp’a (2015, s. 459) göre oyun çocuklara korkuları üzerinde düşünecekleri, baş etme becerileri geliştirecekleri ve çevrelerinin kendi denetimlerinde olduğunu hissedecekleri bir ortam sağlar. Okul öncesi yıllarda çocukların bilişsel gelişimi ilerledikçe, çocuklar iyi gelişmiş bir hayal gücüne sahip olur. Düşüncedeki bu yeni esneklikle birlikte korkularında da bir artış ortaya çıkar. Oyun, çocuklar için yaşamsal olayların neden olduğu olumsuz duyguları ifade edip rahatlayacakları bir etkinlik olarak hizmet eder. Oyun, çocukların yaşamsal travmalarla baş etme becerisi geliştirmelerine ve direnç kazanmalarına yardım eder (Honig, 2010, s.89). Oyun aracılığı ile çocuk; mutluluk, sevinç, acı, acıma, korku, kaygı, dostluk, düşmanlık, kin, nefret, sevgi, sevme, sevilme, güven, bağımlılık, bağımsızlık, ayrılık, ölüm gibi pek çok durumu ve duygusal tepkiyi öğrenir. Ruhsal sorunlarını oyuna yansıtarak duygusal yönden rahatlar. Anne, baba, abla, ağabey, öğretmen gibi gerçek yaşamda gözlemlediği bireyler arasındaki duygusal ilişkileri ve tepkileri oyunda yaşayarak öğrenir bunun yanı sıra kendi yaşantısındaki duygusal ilişkileri, tepkileri gözleme yeteneğini de geliştirir. Özgüveni artar (Bayhan ve Artan, 2005, s.243). Çocuk için vazgeçilmez bir etkinlik olan oyunun, çocuğun yaşamında olmaması durumunda çocuk, fiziksel, bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini tamamlayamaz ve çocuğun bedensel ve ruhsal gelişiminde eksiklik yaşanır (Hirose, Koda, Minami, 2012, s.39). Oyunun rahat bir alan içerisinde ve yeterli araçlarla oynanması çocuğun gelişimini olumlu yönde etkiler. Bu açıdan bakıldığında ise çocuk için oyun kadar oyuncağın da yeri ve önemi büyüktür. Öyle ki oyun ve oyuncak birbirinden bağımsız düşünülemez. Nasıl ki bir çocuğun sağlıklı büyüyüp gelişebilmesi için dengeli beslenmesi gerekiyorsa aynı şekilde çocuğun bulunduğu evreyi nitelikli bir şekilde tamamlayabilmesi için de oyun araçlarına ihtiyacı vardır (Aynal, 2011, s.370).

Bir cevap yazın