Nietzsche’e Göre Oyun

Nietzsche’de tragedya kavramı ve oyun kavramı birbiriyle sürekli ilişki halindedir. Nietzsche oyunu, Sokrates öncesi düşüncede aramaktadır. Heraklitos’un “Aion, dama oynayan bir çocuktur; krallık çocuğundur.” özdeyişini Nietzsche; “Herakleitos’a göre evren, Zeus’un bir oyunudur, yahut fiziğe uygun deyimiyle, ateşin kendisi ile oyunudur.” (Dursun, 2014:23) şeklinde yorumlar. Nietzsche’nin gözünden bakıldığında Apolloncu ve Dionysoscu iki kuvvet vardır. Bu iki kuvvet birbirleri içerisinde karşıtlık gösterirler. Sürekli kavga halindedirler ve bu kavga hali bunların varoluşlarında mevcuttur. Tragedya ile bu iki kuvvet sanatın biçimleri şeklinde ifade bulurlar. Yunanlılar sanatı, yaşamın bunca çelişkilerine ve acısına rağmen oyun oynamanın bir biçimi şeklinde görmektedirler. Bu iki kuvvet hakkında inceleme yaparken ‘bireyselletirme ilkesi’ ve ‘yeter sebep ilkesi’ nden bahsetmek gereklidir.

“Yeter sebep ilkesi; görünüşler dünyasının nedensel bir şekilde düzenlenmesine izin verir, böylece tek tek nesneleri birbirinden ayırarak kurar. Bireyselleştirme ilkesi, bağımsız nesneler yaratmak için varoluş sürekliliğinin (flux) durağanlaşmasına izin verir” (Hinman, 1974:109). Bu iki ilke de nesneleri ayrıksılaştırır, tekleştirir ve durağanlaştırır (Şöyle düşünelim flu bir arka planda net bir elma gibi). Bu ilkeye karşıt durum ise Dionysosçu bakış açısıdır. Dionysosçu bilinç, dinamizm, süreklilik kaynağıdır. “Barbar Dionysosçu sarhoş olma, zalimlik ve gaddarlık ile karakterize edilir.”(Dursun, 2014:42). “Dionysosçu oyunun barbarca formu, kademe kademe yaşamın yıkımına yöneldiğinden, üstesinden gelinmelidir.” (Hinman, 1974:110). Tam da bu noktada Apolloncu oyun devreye girer. Apolloncu kuvvet bu ilkenin zaman, mekân, nedensellik ve düzen verme kavramlarıyla anılması, Dionysoscu bakış açısının tamamiyle zıttı durumundadır. Apolloncu sanat akılcı, ölçüde son derece durağan, mümkün olduğunca sıkıcı bir karakter gösterirken bu hissi yaratan görsel anlamda görüntülerle oynama sanatıdır. Ana karakteri akılcılıktır. Bu da Nietzsche’ye göre bu iki kuvvetin ebedi oyunudur. Heraklitosun Aion ‘unun kendisiyle oyunudur. “Sils Maria” şiirinde, birdenbire birin iki olduğu şeklinde ifade ettiği iki karşıt durum, Nietzsche oyunu tragedya ve sanat üzerinden tanımlama biçiminin örneğidir.

Apolloncu kuvvet; durağanlığı yaratır, şeyleri tekilleştirir, ayrıklaştırır, bireyselleştirir, bu kuvvet akışını kesintiye uğratan bir kuvvettir. Dionysoscu kuvvet Apolloncunun tersidir. Daima hareket halindedir. Yani bir elma resmini arkası flu şekilde resmedip bu resmin yanyana akıcı bir ritimle tamamiyle flulaşıncaya kadar yinelenmesi, araba tekerleğinin dönmesi ve tekerleğin hareketsiz hali gibi.
Dinamizm ve durağanlık ikiliği içindeki bu oyun zorunluluk mudur, “olumsal” bir oyun mudur? Sorusuna Nietzsche’nin cevabı ne tam zorunlu ne de tam olumsaldır.

Bir cevap yazın